Bloguma Hoşgeldiniz!!Umarım ilginizi çekecek şeyler bulabilirsiniz :)

14 Nisan 2016 Perşembe

S*KTİR ET AŞKI - KİTAP YORUMU

Kitap Adı: S*iktir Et Aşkı
Yazar Adı: Tarryn Fisher <3<3
Goodreads Puanı: 4.20
Yayınevi: Aspendos
Sayfa Sayısı: 344


TANITIM BÜLTENİNDEN
Aşkların en güzeli yaşanmaması gereken aşktır. 

"Hayatın basit olmadığını biliyordum çünkü ben de basit değildim. Hatta basitten daha fazlası olduğumu ve normal pek bir yanımın olmadığını öğreniyordum. Bir adama âşık olmak zaten başlı başına bir şeydi ama bir rüya yüzünden en yakın arkadaşınızın sevgilisine âşık olmak..." 

Helena Conway âşık olmuştu. İsteksizce, farkına varmadan. Ancak haklı sebepleri vardı. Kit Isley onda olmayan her şeye sahip. Ve Helena'nın en yakın arkadaşının sevgilisi olmasaydı, her şey çok güzel olabilirdi belki. Helena kalbini susturmalı, doğru olanı yapmalı ve başkalarını da düşünmelidir.Ta ki bunu yapmayana dek.


MERHABALAR!! Ben yine enfes bir yazar ve kitapla geldim. Aylardır şu kitabı bekliyordum saolsun Aspendos hemen çevirdi bizleri bekletmeden. Önce Marrow sonra F*ck Love. Aslında kitap erken bittiği için baya üzgünüm. Hatta dün bitirecektim ama pişman olurum diye durdurdum kendimi. Arkadaşlar inanılmazdı.. Tarryn’i okuyan bilir, kelimeleri nasıl bu kadar anlamlı kullanabildiğini anlamıyorum, anlayamıyorum.  Hep kızmışımdır kitapları ince ince diye ama bütün bu olaylara daha uzun kalbim dayanır mıydı emin değilim. İnce ama dolu yazıyor. Fazlasını istemek benim aç gözlülüğümdür belki de. 

Kitapta gördüğü bir rüya yüzünden arkadaşının sevgilisine aşık olan Helena, rüyasında onu aldatan erkek arkadaşı Neil, Helena'nın en yakın arkadaşı Della, Della'nın sevgilisi Kit, Kit'in eski sevgilisi Greer.. Kitap bu beş karakter üzerinde dönüyor. Tabii ki yine sevdiklerim ve sevmediklerim olarak sınıflandırıldı kafamda: Della ve Neil hariç diğerlerini sevdim. Baya sevdim. Zaten sevilmeyecek gibi değiller. Arkadaşının sevgilisine aşık olmak mıı ıyyyy dediğinizi duyar gibiyim. Arkadaşlar bu Tarryn, emin olun o saçma klişelikten milyon mil uzaklıkta bir kitap bu. 

Aslında kitap hakkında pek bilgi vermek istemiyorum spolier veririm yanlışlıkla diye o yüzden yazacağım her cümle sadece kitabın ne kadar harika olduğunu  anlatacak. O yüzden hemen gidin alın, sipariş verin işte elde etmek için yapın bir şeyler. Benim kadar sevmeyin ama çok seveceksiniz eminim. 



"Kalbinde Bir şeyleri harekete geçirdim ve ardında oradan ayrılarak seni tek başına yanman için bıraktım. Beni affet, Helena. Seni dünyanın zalimliğinden korumak istemiştim, o zalimin ta kendisi olmak değil."

"Hayatlarımızı kontrol edebileceğimizi düşünürüz ama aslında bizi kontrol eden hayattır. Hayatımıza dokunan her şey bizi kontrol eder. İnsanlar sandığından çok daha fazla zayıflar aslında. Kontrol edebildiğimiz tek şey tepkilerimiz. "


"'Ben doğru kişinin yanlış kişinin izlerini silebileceğine inanıyorum.'
'Tabii ki.' Ama ben öyle düşünmüyordum. Çünkü eğer bu doğru olsaydı dünyada yitip giden aşklarına hasret kalan bu kadar çok insan olmazdı. Her zaman doğru olanı istemiyorduk. Sahip olamayacağımız şeyi istiyorduk. "


(Her alıntıyla uyumlu pin bulamıyorum malesef. Zaten paylaşmak istediğim çok fazla alıntı var, bütün kitabı yazabilirim zor durdum ^,^ ilk fotoğraf bana ait ötekiler alıntıdır. )



10 Nisan 2016 Pazar

THE ORIGINALS 3X17 - DİZİ YORUMU

MERHABALAR!! Acayip manyak bir bölümle yine sizinleyimm :D Spoiler için yeniden uyarayım!! 

Lucien en son Freya'yı kaçırmıştı ak meşe ile birlikte. Beyfendiler orijinal olmak istiyorlarmışşş... 1000 yıllık bir kin be.. Ak meşe, Freya'nın kanı, kaçırdığı kurtların zehri derken bu bayaa havalı bir şeye dönüşmek istiyor. Güçlü yenilmez. Vincent da yazık ya ona da ataları(!) iyice manyak manyak şeyler yapmaya zorluyor adamı.



Vincent gitmeden önce bir video kaydı bırakıyor ve bir de kanını. Finn daha önce onun bedenindeydi ya aradaki bağı kullanarak yerlerini bulmalarını söyledi. Küçük cadı Devina da Kol'un yardımıyla bulmaya denemeye başladı hemen. Ama eksik bir şey için Allah'ın gereksizi Cami'nin yanına gittiler. Korkmayın onun meymenetsiz suratını göstermeyeceğim size. Cami de ona dikkat et lanetli gibi diyo. Allah'ın şirreti gelmiş Kol'a lanetli diyor. Bir sıkımlık canı var zaten. neyse. 



Bu sırada Klaus ve Hayley de Lucien'ın neler karıştırdığını bulmaya çalışıyorllar. Mekana gidiiyorlar. O sırada orada biraz ekşınlar olaylar falan oluyor. Adam öldürmecilik falan bilirsiniz. 




Bizim kökenlerin ilk dönüştüğü yer burası söylemeyi unuttum. Burada şekilli şüküllü olaylar falan oluyor. Serum tamamlanıyor. Tam içerken Vİncent engel oluyor. O da en sonunda Freya'yı öldürecekken büyünün yardımıyla yeri bulan Elijah ve Finn geliyor. Bu arada bi yerde serumu içiyor. Bir tane de yedek alıyor. O sırada Lucien Freya'yı alıyor öldürmekle  tehdit ediyor hani hanginiz boynunu kırmadan önce bana gelebilirsinz diyor. Finn vuruyor onları. Elijah hemen kan içiriyor Freya'ya. Lucien de Finn'i kıtlıyor. eheheheh. Güldüğüme bakmayın ücüzü aslında. 

Burada bizimkiler kaçırılan kurt adamları buluyor. Yedi güçlü soydan da zehirleri alıyor. Bir de vampir bir kız var zehir panzehir falan Lucien baya denek olarak kullanmış kızı. Bizimkiler kurtların canlı olduğunu görümce onları kaldırıyorlar. Bu sırada Klaus da Finn için eve dönüyor. Kanı lazım ya ısırık için. Hayley de orayı yakıyor. 






Bu da artistik Lucien. Elijah bile baş edemiyor bununla arkadaşlar bayalı güçlü bir şey oluyor bu. Tabii bu durum biraz sinir bozucu. Yani koskoca orijinaller bu ezikle baş etmeye çalışıyorlar. Pehhh resmen rezalet. 







Öldüüüüüüüüüüü Finn öldüü. Üzüldüm ama neden bilmiyorum. yazık be Kol bile ağladı.Ama Rebakah eksik canım Rebekah <3 şu kızı artık getirin şu diziye ya özledim yeminle. Neyse konumuz bu değil. 







Burda da küllerini savururkene eheheh. Tabii Klaus ne dedi?? "İntikamını alacağım" dedi. Canım Klaus. Üzmeyin şu adamı yeter ya yazık.

Sonra bir düşündüler acaba Lucien 2. şişeyi ne için aldı? Ve sonuç....






Aroura için.... 


Bu bölüm fazla güzeldi. Bir yenisi için beklemek zor olacak açıkçası. Sonraki bölümde görüşmek üzere!! 









9 Nisan 2016 Cumartesi

THE ORIGINALS 3X16 - DİZİ YORUMU

Merhabalar!! Bu ara biraz daha musait olduğumdan dolayı izleyemediğim bölümlerden başlayarak yorumlara başlıyorum. Böyle sezon ortasından dalmak pek hoş olmadı ama napalım şuan yapabileceğim bu ne yazık kii :) Bu bu arada yorumlarım spoiler içerir o yüzden izlemediyseniz ona göre okuyun ^,^

Hatırlarsanız 3x15 da kalan son ak meşe parçasını Vincent bulmuştu. O sırada içeri yine çok güzel bir vampir gelir. Yine dememin nedeni kadın çok güzel olması. Şu dizideki bütün kadınlar çok güzel yahuu.. Cami hariç neyse ki bölümde onun o meymenetsiz suratını görmek zorunda kalmadım. Bu kadın birinin emriyle geliyor ve bir şekilde onu alıp gidiyor. Kimin için çalıştığını şimdi söylemeyeceğim ehehehe ama ben çok sinir oldum. 




Evet Finn beyler teşrif etmişlerdi yine hatırlarsanız. Kol tabii büyük bir nefret içerisinde. Hani öldürmüştü ya onu o yüzden intikam almak istiyor doğal olarak. Elijah da ailenin koruma meleği, mantık abidesi, aklı başında tek insan olması hasebiyle tabii ki durumu kontrol almaya çalışıyor. Eh bu nefreti bastırmak Kol için biraz imkansız tabii ki. Adam haklı. Meymenetsiz Finn.... 



Klaus ve Hayley de Hope'u korumak için bir süre uzaklaşma kararı almışlardı. Bunun için Hayley'nin eski dostundan yardım almaya gittiler. Bu sırada adam da daha yeni dönüşen bir kızdan bahsetti Hayley'e. Hayley'nin eskiden tanıdığı biri. Küçük kız tamamen yalnız olduğu için onunla görüşmek bir konuşmak istiyor tabii ama Klaus pek sıcak bakmıyor bu fikre. Bizim sorunumuz değil diyor. Hayley asi bir girl onu dinlemiyor tabii. 


Kalan son ak meşe de açık artırmaya çıkacak. Bunu için bir adamın adını falan kullanarak Marceller bu işe el atıyorlar. Josh gidiyor o adammış gibi. Ama kadın yemiyor tabii. Bir güzel pataklıyorlar.  Ama Josh alacağını alıyor. Ak meşeyi değil tabii. Kadını izini sürebilmek için gereken şeyi. 






Kadını sıkıştırıp alması gerekeni alıyorlar bizimkiler. Ama kadın kimin için çalıştığını söylemiyor. Öldüreceğini iddia ediyor. Sonra kadını alıp kaçırıyorlar. Ama yine istedikleri bilgiyi alamıyorlar. Vincent'a şekilli şüküllü bir şeyler oluyor. Atalarımız seni öldürmemi istemiyor diyip onu serbest bırakıyor. 





Finn'in istediği şey vampir bedeninden kutulup bir cadı bedenine geçmek. Kol için Devina cadısı salak neyine güveniyorsa gerizekalı adamı o bedenine hapsediyor. Sonra tabii Finn bunun saçını başını yolacakken Kol geliyor sonra bunla kavga falan ediyor. Tam o sırada hadi Elijah yetiş dergibi bekliyoruz ve beyfendi geliyor. Olaya el atıyor. 



Sonra bu sırada Elijah Marcel'den aldığı ak meşeyi yok etme için şekildeki gibi fırlatıyor ateşe yok etmek için ama Fİnn alıyor onu çünkü vampir bedeninde sonsuza kadar yaşamak istemiyor. Bu da son şansı bununiçin yalvarıyor adetaaa. sonra bu şerefsiz Lucien da att yok et falan diyor ama Elijah bunu Freya'ya emanet ediyor. Kimsenin bulamayacağı bir yerde saklamak için yol çıkıyor.





Burada klaus Hayley ve dönüşen minnak kurt kız var. Klaus bir şeylerin ters gittiğini söylüyor fark ediyor. Elijah da Klaus da onu arayıp güvende olduklrını ve geri gelebilceklerini söylüyor. Klaus da ona bu fark ettiği durumu anlatıyor. Avcıların kurtları öldürmeye başladıklarından bahsediyor. 





Ve benim küfrettiğim sahne.. Freyayı kaçıran şerefsiz Lucien. Ak meşe onda. Kimse güvende değil şuanda ve yani ne desem bilmiyorum. Bölüm yine en başına döndü. Şu kazığı yok edecektiniz ya valla.. 





Evet arkadaşlar bu bölüm için kısaca ( pek kısa değil gerçii) olayları anlattım. Her zaman böyle sahne sahne gidebilir miyim bilmiyorum. Vaktim oldukça sahnelerle yazmayaa çalışacağım. Hem daha açıklayıcı ve okunası olur diye düşünüyorum. Açılışı da yapmış oldum. Artık başka dizi ve bölümlerle görüşmek üzere :) 



FIRSATÇI~TEHLİKELİ KIZIL~HIRSIZ - KİTAP YORUMU

LOVE ME WİTH LIES~~

Allah'ım yine bitti yine bitti yine beni mahvetti. Tarryn yani sana ne desem az be kadın. İnsan bir kitabında bari ya bir kitabında hadi kitabı geçtim en azından bir bölümünde der ki yazık mutluluk hissettireyim okuyucularıma. Yok arkadaş yok bu kadın tam bir kalp katili. Ama  bayılıyorum gerçekten bayılıyorum kalemine. Bu seriyi ne ilk okuyuşum ne de son. 3 defa okudum. Yine okuyacağım ve yine aynı şeyleri hissedeceğime eminim. Nedenini anlıyorum sanırım. Tarryn bize hissetmek istediklerimizi hissettirmiyor, daha gerçek  şeyler hissettiriyor. Sahte mutluluklardan çok gerçek aşkı, hüznü, nefreti, arada sırada mutluluğu, çaresizliği, yalanı ve sayamadığım birçok şeyi hissettiriyor. Hani kitap okurken altını çizeriz ya bazen, ben bu kitabın her satırını çizmek istiyorum. 




Biraz karakterlerden bahsetmek istiyorum.





Olivia Kaspen: Soğuk, ters, güzel ama güzelliğinin farkında olmayan, son derece güçlü ve harika bir karakter. Caleb'in deyimiyle yılan gibi bir kız. Hırslı, gururlu ama aşık. Aşk Olivia'yı da ne hallere getirdi bir görseniz oooooooooo.. 




Caleb Drake: Kesinlikle şu dünyadaki bütün kitapları okusam bu adamdan daha çok seveceğim biri çıkmaz çıkamaz. Çok fazla seviyorum. Yakışıklı, zengin tipik kötü çocuklardan değil. Allah'ım o kadar güzel seviyor ki şu kızı o kadar çok aşık ki ya onun Olivia'yı sevmesini çok sevdim ben. Ben Caleb için söyleyecek pek bir şeyler bulamam. Anlatamıyorum çünkü pek hislerimi. okumadan anlamazsınız da zaten. 








Leah Smith: Tam bir yelloz. onu tanımlayacak kelimeleri kullanmak istemiyorum. Çok fazla güzel ama tam bir yılan gerçek anlamda. Sürtük bildiğiniz. Hiç sevmedim sevemedim. Caleb'e aşık o da ama azıcık bile hak etmiyor. Edemez. Pisliğin teki. 







Şimdi biraz kitaplardan bahsetmek istiyorum. Seriyi daha iyi anlatabilmek için. 

İlk Kitabın Adı: Fırsatçı
Orjinal Adı: The Opportunist
Yazar Adı: Tarryn Fisher
Goodreads Puanı: 4.24
Yayınevi: Aspendos

Sayfa Sayısı: 361

TANITIM BÜLTENİNDEN

"Kalbini sadece bir kez verebilirsin; ondan sonraki her şey ilk aşkının peşinden gelir.

Her fırsattan istifade etmesiyle bilinen sivri dilli Olivia Kaspen, akılsızca çekip gitmesine izin verdiği eski erkek arkadaşı Caleb Drake ile şans eseri karşılaşınca kendisini ilk aşkıyla ikinci bir şans isterken bulur.

Caleb'ın hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia, onu geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermelidir. Ancak gerçek kimliğini ve kötü geçmişlerini gizli tutmaya çalışan Olivia'nın en büyük engeli Caleb'ın kurnaz yeni kız arkadaşı, Leah Smith'tir.

Böylece bu iki hırslı kadın arasında kendilerini hatırlamayan bir adamı elde etmek için girdikleri vahşi bir mücadele başlar. Ama çok geçmeden Olivia, bir zamanlar kendisinin olanı almak için savaşırken yalanlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Peki, aşk her şeyi affeder mi?"



Serinin ilk kitabı belki de en sağlam kitabı (ben en çok hırsızı seviyorum ama) denilebilir. Olivia Kaspen esas kızımız. Ama esaslı bir kız yani cidden sevdiğim nadir kadın karakterlerden. Bir gün bir kitapçıda esas oğlan (canım benim) Caleb Drake'e rastlar. İlk aşkı hatta tek. Yıllar önce yolları ayrılmıştı bunların ama birden karşısına çıkar ve bir cesaretle yanına gider ama bakar ki Caleb hafızasını kaybetmiş. Durur mu Olivia hemen bu fırsat kullanmayı dener onu tanımıyormuş gibi yapar. Kitap böyle başlıyor ve ilerliyor. Geçmiş ve şimdiki zaman paralel ilerliyor kitapta. Bir başlıyorsunuz bir de bakıyorsunuz bitmiş. Keşke biraz daha uzun olsaymış gerçekten okumaya doyamıyor insan. 



"Yeniden seveceğim, Olivia, senin canın ise hep acıyacak.Hayatının geri kalan her gününde beni hatırlayacaksın, çünkü ben doğru kişiydim ve sen beni fırlatıp attın." 
" ' Olivia istediğin her erkeği elde edebilirsin. Neden o? Neden hep caleb ile iilgilisin?''Çünkü.. Çünkü onunla tanışana kadar kimseye ihtiyacım yoktu.' "


İkinci Kitabın Adı: Tehlikeli Kızıl
Orjinal Adı: Dirty Red
Yazar Adı: Tarryn Fisher
Goodreads Puanı: 4.23
Yayınevi: Aspendos


Sayfa Sayısı: 296

TANITIM BÜLTENİNDEN


"Sevgili Fırsatçı,
Onu benden alabileceğini sandın ama kaybettin. Ve şimdi benim olduğuna göre onu elimde tutmak için her şeyi yaparım. Şüphen mi var? Senin olması gereken her şey benim. Olur da merak ediyorsan; aklına bile gelmiyorsun artık. Onu bırakmayacağım… Hem de hiç.
Tehlikeli Kızıl
Leah Smith sonunda istediği her şeye sahiptir. Tam olarak öyle olmasa da. Evliliği, ömür boyu sürecek bir bağlılıktan ziyade daha çok bir borç gibiydi. Oluşturmak için var gücüyle uğraştığı imajı ise gözlerinin önünde dağılıp gidiyordu. Yeni bir rol ve sırlarla dolu geçmişiyle Leah, çaldığı şeye sahip çıkmak için ne kadar ileriye gideceğine karar vermeliydi.
 "


Bu kitap Leah ağzından. Ya okudukça kendince sebepleri varmış dedim kimi zaman ama aynı zamanda gerçek bir pislik olduğunu daha iyi anlıyoruz bu kitapta. Ama yazık buna da Caleb'e aşık. Ne olursa olsun kim olursa olsun aşık bir insan aşkını tek başına yaşıyorsa ben üzülürüm. Gerçi tam bir pislik olduğu için çok fazla oyunlar oynadı. Olivia da bu da Caleb için çok fazla oyun oynadı, yalan söyledi. Aşk bütün bunları affedebilir mi acaba gerçekten? 


"Aşkla ilgili en kötü şey buydu; ne yaparsan yap kalbine sahip olan kişiyi asla unutmazdın." 
"Bir bakış ne kadar uzun olabilirdi ki... Cidden? Bir bakış bir saniye sürerdi, lanet olası zararsız bir saniye ve çok şey anlatabilirdi, karmaşık hikayeler. Bir saniyelik bakışta üç seneyi görebilirdiniz. Çekilen hasreti de görebilirdiniz. Kendim görene kadar bunu bilmezdim. Görmemiş olmayı dilerdim. Geçmişi olan iki kişinin bakışlarına bir daha hiç şahit olmamayı dilerdim."


Üçüncü Kitabın Adı: Hırsız
Orjinal Adı: Thief
Yazar Adı: Tarryn Fisher
Goodreads Puanı: 4.43
Yayınevi: Aspendos


Sayfa Sayısı: 312

TANITIM BÜLTENİNDEN


"Kendime Not
Aşk sabırlıdır; aşk naziktir.
Aşk övünmez ya da büyük konuşmaz.
Aşkta kibir yoktur;
Asla kaba, yavan ya da uygunsuz, bencil değildir.
Kolay kolay sinirlenmez.
Aşk yanlışların çetelesini tutmaz.
Aşk güvenir, umut eder ve ne olursa olsun katlanır.
Aşk asla eskimez.
Onun için savaşacağım.

Caleb Drake, ilk aşkını asla unutmadı. Evlendiği zaman da. O evlendiğinde de. Hayat birdenbire dönüp dolaşıp aynı noktaya gelince Caleb'ın, soğuk ve çekici Olivia Kaspen'ı geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermesi gerekir. Ama hayatta her hareketin bir sonucu vardır ve çok yakında Caleb, bazen aşkın katlanılmaz bir bedelle geldiğini öğrenecektir. "

Bu kitap işte beni mahveden kitap. Yemin ediyorum size kalbim dayanmadı mahvoldum ya. Ya bu kadın neden bu kadar zorladı anlamıyorum. içimde bir burukluk bir eksiklik.. Yani geçecek gibi değil. Hemen her cümlesi beni düşündürdü. sindire sindire okudum bu defa. Aslında ilk girişte yazdığım paragraf bu kitap içindi çünkü bitirdikten hemen sonra yazdım. Söyleyecek bir şey bulamıyorum artık. Benden size naçizane tavsiye mutlaka okuyun bu kitapları. Çok fazla olay entrika. Aman bilerek okuyun kitapları, kalbiniz dayanmayacaksa yani yavaş yavaş okuyun. Ama mutlaka okuyun. 



"Onun aşkı, ruhunuzu lekeleyebilecek ve sırf sizi tesiri altına alan büyüsünden kaçabilmek için ruhunuzun olmamasını dileyeceğiniz türden bir aşktı. Ben defalarca ondan uzaklaşmaya çalıştım ama nafile. Damarlarımda kandan çok o vardı."
"Yalnızdım. Tüm hayatım boyunca Ben popüler bir çocuktum. Hep etrafımda yüzlerce çocuk oldu ama tarif edilemez şekilde yalnızdım. Buna nasıl çare bulacağımı bilmiyordum. Ta ki Olivia'yı gördüğüm güne kadar. Onu ilk kez o ağacın altında dururken gördüm." 

8 Nisan 2016 Cuma

FAHRENHEIT 451 - KİTAP YORUMU

Kitap Adı: Fahrenheit 451
Yazar Adı: Ray Bradbury
Goodreads Puanı: 3.96
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 240


TANITIM BÜLTENİNDEN
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

"yakmak bir eğlenceydi.

Her şeyin alevler tarafından yutulmasını, alevlerin içinde kararmasını ve değişmesini görmek özel bir zevkti"


 MERHABA!! Çok güzel bir kitap bitirdim ve dayanamayıp yine hemen yazmaya karar verdim. 'Fahrenheit 451'.. Herkesin mutlaka okuması gerek bu kitabı. Bakın mutlaka diyorum. Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Kitaplar yasak okuması, saklaması kesinlikle yasak. Bütün kitapların  yakıldığı bir dünya hayal edin. Çok fazla korkunç. Bunu yakanlar ise itfaiyeciler. Asıl kahramanımız da bir itfaiyeci. Guy Montag. Montag da herkes gibi düşünme yeteneğini pek kullanmayan biri. İnsanlar robotlaştırılmış herkes tek tip. Bir gün 17 yaşında bir kız çocuğuyla karşılaşır Montag. Kız oldukça garip yani o döneme göre. Montag'a ilginç sorular sorar, farklı şeylerden bahseder. Montag ise bu kızdan sonra sorgulamaya başlar. Acaba yaktığımız şeyler ne anlatıyor diye düşünmeye, karısıyla tartışmaya başlar. Derken yaktığı kitaplardan birini çalıp eve getirir. Falan filan daha da anlatıp kitabın tadını kaçırmak istemiyorum. 

Kitap zaten oldukça akıcı ve pek uzun olmadığı için bir çırpıda okunabilecek bir kitap. Bu kitabı okuyup da içinden bir şeyler almayacak insan olmaz, olamaz. Çok uzatılacak bir şey de yok aslına bakarsanız. Bıraktığım alıntılara bir baksanız eminim anlayacaksınız. Daha fazla yazmak istediği alıntılar var ama neredeyse bütün kitabı yazabilirim. En iyisi siz kediniz okuyun :)



"Kitaplarda bir şeyler olmalıydı, hayal edemeyeceğimiz şeyler, kadının yana bir evde kalmasını sağlayacak bir şeyler; orada bir şeyler olmalı.Bir hiç için kalmazsın. "

 
'insanlar hiçbir şey konuşmuyorlar.' 'hayır konuşmaları gerek!' 'hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. Çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor. Çoğu zaman kafelerde, şaka makineleriyle oynarlar ve çoğunlukla aynı şakalardır, ya da müzikli duvarların ışıkları yanar ve tüm renkli şekiller aşağı yukarı iner çıkar, fakat sadece renkler, soyut hepsi. Müzelerde hiç bulundun mu? Hepsi soyut. işte, şimdi olanlar bunlar. amcam bir zamanlar farklı olduğunu söylüyor. Eski zamanlarda bazen resimler bir şeyler söylermiş, hatta insanları bile gösterirmiş.'


"Ben antisosyalim, öyle diyorlar. Onların arasına karışmıyorum. Ben aslında çok sosyal biriyim, bu tümüyle sosyallikten ne kastettiğinize bağlı. Bana göre sosyal demek bu gibi şeyler hakkında konuşmak demektir ya da dünyanın ne kadar tuhaf olduğundan söz etmektir. İnsanlarla birlikte olmak güzel. Fakat bir grup insanı bir bir araya getirmek ve sonra da benim konuşmama izin vermemek sosyallik değildir bence. ... Fakat tanıdığım herkes bağırıyor vahşiler gibi, dans ediyor yada birbirlerini dövüyor. Dikkat ettin mi, bugünlerde insanlar birbirini nasıl incitiyor?" 
"Mutlu olmak için her şeye sahibiz ama mutlu değiliz. Eksik bir şey var. Çevreme bakıyorum. kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, son on yada on iki yıldır yakmakta olduğum kitaplar."  
"Sadece bana ne yapacağımın söylenmesi için taraf değiştirmek istemiyorum. eğer böyle yapacaksam, taraf değiştirmek için bir neden yok. "